KIZI, PEYGAMBERİMİZ ALEYHİSSELAMA BİAT EDEN VE ADEN BÖLGESİNDE ATEŞİ SÖNDÜREN KAYIP PEYGAMBER HAZRETİ HALİD BİN SİNAN ALEYHİSSELAM!

Hazreti Hâlid bin Sinân Abesî aleyhisselam, İsâ aleyhisselâmdan sonra gönderilen peygamberlerdendir. İsâ aleyhisselâm ile son peygamber Efendimiz Muhammed aleyhisselâm arasındaki dönemde Aden beldesinde bulunan bir kavme gönderilmiştir.

Hâlid bin Sinân Abesî aleyhisselâmın kavmine musallat olan ve bir mağaradan çıkan ateş, uzak mesâfelere yayılıyor, ekinleri ve hayvanları yakıyor, sonra tekrar geri çekiliyordu. İnsanlar âciz kalmıştı… Mağaradaki ateşi söndürdü.

Bu sırada Hâlid bin Sinân aleyhisselâm peygamber olarak gönderildi. Hazreti Hâlid bin Sinân, Cenabı ALLAH’ın izniyle mağaradaki ateşi söndürdü. Sonra mağaraya girerek kendisinin üç günden önce çağırılmamasını vasiyet etti. Fakat kavmi ve çocukları şeytanın vesvesesine kapılarak üç günden önce çağırdılar. Bu çağırma sebebiyle başında bir elem (ağrı) olduğu hâlde mağaradan çıktı ve:

“Beni, kavmimi ve vasiyyetimi zâyi ettiniz. Yakın zamanda vefât edeceğim. Vefâtımdan sonra cenâzemi defnedin ve kabrimi kırk gün gözetin, kırk gün sonra kuyruğu kesik bir merkebin de içinde bulunduğu bir sürü, kabrimin yanına gelince kabrimi açın” buyurdu.

Câhillikle gelen hıyânet!

Böyle yapıldığı zaman kabrinden çıkıp kabir ehlini ve kabir hayâtını aynen kendilerine anlatacağını bildirdi. Belirtilen işâret ortaya çıkınca, mü’minler Hâlid bin Sinân aleyhisselâmın kabrini açmak üzere harekete geçtilerse de, çocukları; “Bize öldükten sonra kabirden çıkan kimsenin çocukları derler” diyerek engel oldular. Böylece câhillikleri büyük bir hıyânete sebeb oldu. Dolayısıyla babaları olan bir Peygamberi aleyhisselam ve onun bu vasiyetini de yerine getirmediler.

Kızı, Peygamberimiz aleyhisselamı gördü!

Efendimiz Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi vesellem peygamberliğini ilan ettiğinde, Hâlid bin Sinân aleyhisselâmın kızı hayatta idi. Peygamber efendimizin aleyhisselam huzûruna kavuşmakla şereflendi. Rasulullah efendimiz aleyhisselam mübarek ridâsını (hırkasını) sererek üzerine oturttu ve taltif buyurarak; “Merhabâ ey kavmi vücûdunun zâyi (yok) olmasına sebeb olduğu peygamberin kızı!” diye buyurdu.

Ve Hâlid bin Sinân aleyhisselam’ın hikmetine gelince: Muhakkak o da’vâsı ile berzahî nebîliği gösterdi. Çünkü muhakkak o, ancak ölümden sonra Berzah’ta olan şey ile haber vereceğini iddiâ etti. Böyle olunca kendisinin gömüldüğü yerden çıkarılmasını ve soru sorulmasını emr eyledi; tâ ki Berzah’taki hükmün, dünyâ hayâtı sûreti üzere olduğunu haber versin. Bununla dünyâ hayâtlarında haber verdikleri şeyde resûllerin hepsinin doğruluğu bilinsin. Şimdi Hâlid’in gâyesi, herkese rahmet olması için, rasûllerin getirdiği şeye bütün âlemin îmân etmesi idi. Çünkü muhakkak o, nebîliği, Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’in nebîliğine yakın zamanda olmakla şereflenen oldu. Ve bildi ki, Cenabı ALLAH, sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’i “Rahmeten li’l-âlemîn” (Enbiyâ, 21/107) olarak gönderdi…
İşte rahmeten-li’l-âlemîn olan sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’in gönderilme zamanlarına yakın bir zamanda ortaya çıkan Hâlid aleyhisselam, bütün insanların bu husûsta gelen nebîlerin haberlerini tasdîk etmeleri için, ölüp bu Berzah’ta olan halleri gözüyle görüp müşâhede ettikten sonra, ilâhî emir ile tekrâr dirilerek, oradaki hükmün dünyâ hayâtının sûreti üzere olduğunu haber vermeyi istedi.
Ve kendisinin berzahî nebîlikle zâhir olacağını söyleyerek, öldükten sonra kabrinin kazılıp, kendisinden Berzah hallerinin sorulmasını vasiyet etti. Fakat kavmi onun vasiyetini tutmadılar, zâyi’ ettiler. Eğer halkın his gözüyle olan bakışları karşısında böyle bir hal gerçekleşseydi, tabi’ki bu hâdiseyi inkâr etmeye mecâlleri kalmaz ve zarûrî olarak îmân ederler ve Hâlid aleyhisselam’ın gâyesi olan insanların büyük bir çoğunluğunun îmân etmesi mes’elesi de hâsıl olmuş olur idi…

Selam ve duayla kalınız…